zümra43
02.02.2009, 14:05
AMERİKAN ŞAKASI
John'la James kır gezintisine çıkmışlardı. Bir ara John, James'e yerdeki sı ır tersini gösterdi:
- Bak James... Günün birinde öleceksin, mezara koyacaklar, mezarının üstünde otlar bitecek. Otları inekler yiyecek. İnekler işte böyle pisleyecek. Ben, bunu görünce, "Yazık... Ne kadar de işmissin James," diyece im.
James dedi ki:
- Önce sen öleceksin, John. Mezara gireceksin. Mezarının üstünde otlar bitecek. Onları inekler yiyecek. İnekler işte böyle pisleyecek. Ben, bunları görünce "Hiç de işmemissin be John!" diyece im!
:) ARASI YOKMUŞ
Gözü, bankta oturmuş portakal soyan adama takıldı. Soyuyor, tuzluyor, yanındaki çöp kutusuna atıyor... Bir süre izledikten sonra yanına gidip sordu:
- Afedersiniz, güzelim portakalları tuzlayıp çöpe atmanız garibime gitti de...
- Efendum, penum tuzlu portakalla aram eyu de uldur da...
:) ASKER N'APMAZ?
Komutan içkiyi yasakladı ve duvara "Alkol öldürür" diye yazdırdı.
Ertesi sabah, bu yazının altına bir cümle eklenmişti: "Asker ölümden korkmaz".
:) AYNADAKİ ADAM!
Temel aynalı sigaralı ından bir tane sigara çıkarmış, o anda gözü aynaya takılmış;
- ula dursun demiş,
- Ha bu aynadaki adam baa tanıdık geliy demiş.
Dursun aynayı temelden almış, şöyle bir bakmış,
- ula salak demiş
- tabi tanıdık gelir bu benim ............
:) CENAZE
Hindistan'a, kaplan avına giden John'un ailesine gelen telgrafta şunlar yazılıydı:
"John, avda öldü. Cenazesi ayın 17'inde Londra'da olacak."
Ayın 17'sinde John'un ailesine kafes içinde büyük bir Bengal kaplanı geldi. Bunun üzerine aile, Hindistan'a telgraf çekti:
"Kaplanı aldık. John'un cenazesini bekliyoruz."
Cevap geldi:
"John'un cenazesi kaplanın karnında."
:) ÇOCUK MOCUK
Adanalı İsmail Safa Beye dostlarından biri sormuş:
- Adanalılar neden hep çatal matal, bacak macak diye konuşurlar?
- Öyle söyleyenler çocuk mocuktur!
:) DENENMİŞ İLAÇLAR
Doktor, hastasına telefon etti:
- Size verdi im reçetedeki ilaçları kullanmaya başladınız mı?
- Başladım, doktor.
- İyileşmeye de başladınız mı?
- Daha iyiceyim. İlginize teşekkür ederim. Daha önce böyle telefonla sormazdınız...
- Ben de aynı hastalı a tutuldum. İlaçları kullanmadan önce emin olmak istedim de..
:) ENAYİ
Bir yı ın sebze yüklenmiş el arabasını kan ter içinde yokuş yukarı çıkarmaya çabalayan manav çıra ına acıdı, yardım etti. Güç bela yokuşun başına geldiler. Geniş bir soluk alarak sordu:
- O lum, tek başına bu kadar yükü taşıyamayaca ını ustana söylemedin mi?
- Söyledim ama...
- Öyleyse niye taşıttı?
- "Sana yardım edecek bir enayi bulunur" dedi.
:) EŞEK BOYAMAK
Kayseri'ye yeni gelen yabancı, ayakkabısını boyatırken boyacıya takılmış:
- Siz Kayserililer eşe i boyayıp babanıza satar mısınız. Nasıl yapılır bu is?
Boyacı, fırça sallamayı sürdürerek:
- İşte, demiş, eşe i böyle boyarız!
:) HAP
Bir adam uça ıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden uça ı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer. Üstüne üstlük bir afrika kabilesinin ona do ru yaklaştı ını görür. Adam içinden "İste şimdi hapı yuttuk" der. O anda düşüncesinde Nur yüzlü dedenin sesini duyar.
- Hayır evladım henüz hapı yutmadın.
- Peki ne yapmam gerek ?
- Şuradaki mızra ı görüyormusun? - Evet.
- Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır.
Adam mızra ı alır ve adamın tam kalbine batırır.
-Evladım işte şimdi hapı yuttun.
:) İSİM
Adamın biri birgün yolda giderken bir çocuk görür ve çocu u çok sevimli bulur çocu a senin adın ne der çocuk tam söyleyece i sırada dur ben tahmin edeyim der ama baş harfini söyle der çocuk -y der adam başlar saymaya -yasin çocuk başını sallar -yusuf çocuk gene başını sallar adam y ile başlayan tüm isimleri sayar çocuk her seferinde başını sallar adam iyice sinir olur kız isimleride saymaya başlar çocuk gene başını sallar adam en sonunda bilemedim ne lan senin ismin der çocuk -yamazan der
:) KIRK YILLIK SİRKE
Bir dostu, Hoca'ya sormuş:
- Sende kırk yıllık sirke varmış?
- Var.
- Biraz versene. İlaç yapaca ım.
- Yoo... Her isteyene verseydim kırk yıldır durur muydu?
:) KONUŞMAYANLAR
Hayat bilgisi dersinde ö retmen sordu:
- Balıklar neden konuşmaz?
Funda parmak kaldırdı:
- Ö retmenim, siz de başınızı suya soksanız konuşamazsınız!
:) KUŞ SANMIŞ
Saf köylü, kente iş için gelmiş. Bir evin penceresinde gördü ü papa anın renk renk tüylerine hayran oluyor.
- Allahım... Ne güzel yaratıklar var...
Tam o sırada papa an konuşmaya başlıyor:
- Ne bakıyorsun?
Köylü, neye u radı ını şaşırıyor:
- Kusura bakma hemşehrim. Seni kuş sandım da...
:) OLMAYANA ERGİ
Kamyonunu jandarma karakolu önünde durdurup nöbetçi ere sordu:
- Bu dolaylarda siyah inek bulunur mu?
- Yoktur.
Büyük siyah köpek filan var mı?
- Hayır.
Siyah at?
- O da yok.
- Eyvah!.. Demek ki ezilen köyün papazıydı!
:) OLMAZ OLUR MU?
Oyun sürüyordu. Köro lu rolündeki aktör, yarenlerine:
- Atımı getirin! diye ba ırdı.
Seyircilerden biri "hariçten gazel" okudu:
- Eşek olsa olmaz mı?
Köro lu rolündeki oyuncu:
- Olur olur... dedi. Buraya gelin!
:) ÖZEL YÖNTEM
Cimrili iyle ünlü İskoçya'da, polis okulunda ö renciye sordular:
- Büyük bir kargaşalık başgösterdi. Herkes birbirine giriyor, silahlar patlıyor... Söyle bakalım, bu topluluk nasıl da ıtılır?
Ö renci, hiç düşünmeden:
- Hemen boynuma bir kutu asarım, dedi. Ve ba ış toplamaya başlarım!
:) PİLAV ÜSTÜNE
Lokantada, müşterilerden biri garsona seslenmiş:
- Bakar mısın evladım...
Bana bir pilav, üstüne de biraz et.
Az ötede masada Borazan Tevfik oturuyormuş. Yeme inden başını kaldırıp o da garsona dönmüş:
- Bana da bir pilav... Ama üstüne etme!
:) SAVAŞ HAZIRLIĞI
Televizyon filminde Kızılderililerin yüzlerini boyadıklarını gören Can, sordu:
- Baba ne yapıyorlar bunlar böyle?
- Savaşa hazırlanıyorlar, o lum.
Can, ertesi sabah annesini makyaj yaparken görünce koşup babasının yanına geldi:
- Baba, kötü şeyler olacak...
Annem içerde savaş hazırlı ı yapıyor!
:) SOĞANIN CÜCÜĞÜ
İnşaatta çalışan Recep'le Memet, her zamanki gibi, pişirdikleri bulgur aşını yiyorlardı. Bir ara Recep sordu:
- Ula Mehmet! Zengin olsan ne yirsin?
- So anın cücü ünü yirim. Ya sen?
- Bana yiyecek bir şey bırakmadın ki...
:) TANIMAK
Yargıç, Temel'e:
- Bu adamdan borç para almışsın, diyerek Dursun'u gösterdi. Neden ödemiyorsun borcunu?
- Ben bu adamı tanımayrum. Ondan borç almuş da de ilim.
Dursun sinirlerdi:
- Ula Temel, do ru söyle, beni tanimay musun?
- Tanimayrum.
Ula sen beni tanimadu una göre ben de seni tanımayrum!
:) TERLEMEK İÇİN
Sınavda tıp ö rencisine sordular:
- Hastayıı hangi yöntemlerle terletirsin?
Ö renci bildiklerini söyledi.
- Başka?
Belle ini yokladı, anımsadı ı başka yöntemleri de anlattı.
- Başka?
Ter içinde kalan ö renci:
- Bütün bu yöntemlerden sonuç alınmazsa, dedi, burara getirir, huzurunuzda sınava sokarım.
:) MATEM
Adamın biri eczaneye u rar ve siyah prezervatif ister. Bunu duyan eczacı
şaşkınlık içinde sorar:
- Afedersiniz ama neden siyah?
Adam cevap verir:
- Arkadaşım öldü de, karısına baş sa lı ı dilemeye gidiyorum!..
:) TIRAŞ
Küçük Ata, kapıdan giren konu a:
- Amca, dedi, senin adın Süleyman mı?
- Evet, yavrum.
- Berber misin?
- Hayır, niye sordun?
- Babam, pencereden görünce "Süleyman yine tıraşa geliyor" dedi de...
:) YARIŞ ATI
Kocasının ceplerini karıştırırken bir ka ıt parçası buldu. Üzerinde "Leyla" yazıyordu, bir de telefon numarası vardı. Akşam, ka ıdı gösterere sordu:
- Bu kimin numarası?
- Aa, bilmiyor musun, ünlü yarış atı bu. Bu hafta ona oynadım.
On gün sonra koca eve dönünce, karısı:
- O ünlü yarı atı Leyla var ya, dedi. İşte o aradı seni...
:) AYDİNLİKTA
Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari :
- Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
- Mühürüm düstü de...
- Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim...
- Içeride düsürdüm, avluda...
- Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
- Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum...
:) TEMEL VE KRALİÇE ELİZABETH
Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyul-
maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye.
Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis.
Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine
sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca
söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!"
John'la James kır gezintisine çıkmışlardı. Bir ara John, James'e yerdeki sı ır tersini gösterdi:
- Bak James... Günün birinde öleceksin, mezara koyacaklar, mezarının üstünde otlar bitecek. Otları inekler yiyecek. İnekler işte böyle pisleyecek. Ben, bunu görünce, "Yazık... Ne kadar de işmissin James," diyece im.
James dedi ki:
- Önce sen öleceksin, John. Mezara gireceksin. Mezarının üstünde otlar bitecek. Onları inekler yiyecek. İnekler işte böyle pisleyecek. Ben, bunları görünce "Hiç de işmemissin be John!" diyece im!
:) ARASI YOKMUŞ
Gözü, bankta oturmuş portakal soyan adama takıldı. Soyuyor, tuzluyor, yanındaki çöp kutusuna atıyor... Bir süre izledikten sonra yanına gidip sordu:
- Afedersiniz, güzelim portakalları tuzlayıp çöpe atmanız garibime gitti de...
- Efendum, penum tuzlu portakalla aram eyu de uldur da...
:) ASKER N'APMAZ?
Komutan içkiyi yasakladı ve duvara "Alkol öldürür" diye yazdırdı.
Ertesi sabah, bu yazının altına bir cümle eklenmişti: "Asker ölümden korkmaz".
:) AYNADAKİ ADAM!
Temel aynalı sigaralı ından bir tane sigara çıkarmış, o anda gözü aynaya takılmış;
- ula dursun demiş,
- Ha bu aynadaki adam baa tanıdık geliy demiş.
Dursun aynayı temelden almış, şöyle bir bakmış,
- ula salak demiş
- tabi tanıdık gelir bu benim ............
:) CENAZE
Hindistan'a, kaplan avına giden John'un ailesine gelen telgrafta şunlar yazılıydı:
"John, avda öldü. Cenazesi ayın 17'inde Londra'da olacak."
Ayın 17'sinde John'un ailesine kafes içinde büyük bir Bengal kaplanı geldi. Bunun üzerine aile, Hindistan'a telgraf çekti:
"Kaplanı aldık. John'un cenazesini bekliyoruz."
Cevap geldi:
"John'un cenazesi kaplanın karnında."
:) ÇOCUK MOCUK
Adanalı İsmail Safa Beye dostlarından biri sormuş:
- Adanalılar neden hep çatal matal, bacak macak diye konuşurlar?
- Öyle söyleyenler çocuk mocuktur!
:) DENENMİŞ İLAÇLAR
Doktor, hastasına telefon etti:
- Size verdi im reçetedeki ilaçları kullanmaya başladınız mı?
- Başladım, doktor.
- İyileşmeye de başladınız mı?
- Daha iyiceyim. İlginize teşekkür ederim. Daha önce böyle telefonla sormazdınız...
- Ben de aynı hastalı a tutuldum. İlaçları kullanmadan önce emin olmak istedim de..
:) ENAYİ
Bir yı ın sebze yüklenmiş el arabasını kan ter içinde yokuş yukarı çıkarmaya çabalayan manav çıra ına acıdı, yardım etti. Güç bela yokuşun başına geldiler. Geniş bir soluk alarak sordu:
- O lum, tek başına bu kadar yükü taşıyamayaca ını ustana söylemedin mi?
- Söyledim ama...
- Öyleyse niye taşıttı?
- "Sana yardım edecek bir enayi bulunur" dedi.
:) EŞEK BOYAMAK
Kayseri'ye yeni gelen yabancı, ayakkabısını boyatırken boyacıya takılmış:
- Siz Kayserililer eşe i boyayıp babanıza satar mısınız. Nasıl yapılır bu is?
Boyacı, fırça sallamayı sürdürerek:
- İşte, demiş, eşe i böyle boyarız!
:) HAP
Bir adam uça ıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden uça ı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer. Üstüne üstlük bir afrika kabilesinin ona do ru yaklaştı ını görür. Adam içinden "İste şimdi hapı yuttuk" der. O anda düşüncesinde Nur yüzlü dedenin sesini duyar.
- Hayır evladım henüz hapı yutmadın.
- Peki ne yapmam gerek ?
- Şuradaki mızra ı görüyormusun? - Evet.
- Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır.
Adam mızra ı alır ve adamın tam kalbine batırır.
-Evladım işte şimdi hapı yuttun.
:) İSİM
Adamın biri birgün yolda giderken bir çocuk görür ve çocu u çok sevimli bulur çocu a senin adın ne der çocuk tam söyleyece i sırada dur ben tahmin edeyim der ama baş harfini söyle der çocuk -y der adam başlar saymaya -yasin çocuk başını sallar -yusuf çocuk gene başını sallar adam y ile başlayan tüm isimleri sayar çocuk her seferinde başını sallar adam iyice sinir olur kız isimleride saymaya başlar çocuk gene başını sallar adam en sonunda bilemedim ne lan senin ismin der çocuk -yamazan der
:) KIRK YILLIK SİRKE
Bir dostu, Hoca'ya sormuş:
- Sende kırk yıllık sirke varmış?
- Var.
- Biraz versene. İlaç yapaca ım.
- Yoo... Her isteyene verseydim kırk yıldır durur muydu?
:) KONUŞMAYANLAR
Hayat bilgisi dersinde ö retmen sordu:
- Balıklar neden konuşmaz?
Funda parmak kaldırdı:
- Ö retmenim, siz de başınızı suya soksanız konuşamazsınız!
:) KUŞ SANMIŞ
Saf köylü, kente iş için gelmiş. Bir evin penceresinde gördü ü papa anın renk renk tüylerine hayran oluyor.
- Allahım... Ne güzel yaratıklar var...
Tam o sırada papa an konuşmaya başlıyor:
- Ne bakıyorsun?
Köylü, neye u radı ını şaşırıyor:
- Kusura bakma hemşehrim. Seni kuş sandım da...
:) OLMAYANA ERGİ
Kamyonunu jandarma karakolu önünde durdurup nöbetçi ere sordu:
- Bu dolaylarda siyah inek bulunur mu?
- Yoktur.
Büyük siyah köpek filan var mı?
- Hayır.
Siyah at?
- O da yok.
- Eyvah!.. Demek ki ezilen köyün papazıydı!
:) OLMAZ OLUR MU?
Oyun sürüyordu. Köro lu rolündeki aktör, yarenlerine:
- Atımı getirin! diye ba ırdı.
Seyircilerden biri "hariçten gazel" okudu:
- Eşek olsa olmaz mı?
Köro lu rolündeki oyuncu:
- Olur olur... dedi. Buraya gelin!
:) ÖZEL YÖNTEM
Cimrili iyle ünlü İskoçya'da, polis okulunda ö renciye sordular:
- Büyük bir kargaşalık başgösterdi. Herkes birbirine giriyor, silahlar patlıyor... Söyle bakalım, bu topluluk nasıl da ıtılır?
Ö renci, hiç düşünmeden:
- Hemen boynuma bir kutu asarım, dedi. Ve ba ış toplamaya başlarım!
:) PİLAV ÜSTÜNE
Lokantada, müşterilerden biri garsona seslenmiş:
- Bakar mısın evladım...
Bana bir pilav, üstüne de biraz et.
Az ötede masada Borazan Tevfik oturuyormuş. Yeme inden başını kaldırıp o da garsona dönmüş:
- Bana da bir pilav... Ama üstüne etme!
:) SAVAŞ HAZIRLIĞI
Televizyon filminde Kızılderililerin yüzlerini boyadıklarını gören Can, sordu:
- Baba ne yapıyorlar bunlar böyle?
- Savaşa hazırlanıyorlar, o lum.
Can, ertesi sabah annesini makyaj yaparken görünce koşup babasının yanına geldi:
- Baba, kötü şeyler olacak...
Annem içerde savaş hazırlı ı yapıyor!
:) SOĞANIN CÜCÜĞÜ
İnşaatta çalışan Recep'le Memet, her zamanki gibi, pişirdikleri bulgur aşını yiyorlardı. Bir ara Recep sordu:
- Ula Mehmet! Zengin olsan ne yirsin?
- So anın cücü ünü yirim. Ya sen?
- Bana yiyecek bir şey bırakmadın ki...
:) TANIMAK
Yargıç, Temel'e:
- Bu adamdan borç para almışsın, diyerek Dursun'u gösterdi. Neden ödemiyorsun borcunu?
- Ben bu adamı tanımayrum. Ondan borç almuş da de ilim.
Dursun sinirlerdi:
- Ula Temel, do ru söyle, beni tanimay musun?
- Tanimayrum.
Ula sen beni tanimadu una göre ben de seni tanımayrum!
:) TERLEMEK İÇİN
Sınavda tıp ö rencisine sordular:
- Hastayıı hangi yöntemlerle terletirsin?
Ö renci bildiklerini söyledi.
- Başka?
Belle ini yokladı, anımsadı ı başka yöntemleri de anlattı.
- Başka?
Ter içinde kalan ö renci:
- Bütün bu yöntemlerden sonuç alınmazsa, dedi, burara getirir, huzurunuzda sınava sokarım.
:) MATEM
Adamın biri eczaneye u rar ve siyah prezervatif ister. Bunu duyan eczacı
şaşkınlık içinde sorar:
- Afedersiniz ama neden siyah?
Adam cevap verir:
- Arkadaşım öldü de, karısına baş sa lı ı dilemeye gidiyorum!..
:) TIRAŞ
Küçük Ata, kapıdan giren konu a:
- Amca, dedi, senin adın Süleyman mı?
- Evet, yavrum.
- Berber misin?
- Hayır, niye sordun?
- Babam, pencereden görünce "Süleyman yine tıraşa geliyor" dedi de...
:) YARIŞ ATI
Kocasının ceplerini karıştırırken bir ka ıt parçası buldu. Üzerinde "Leyla" yazıyordu, bir de telefon numarası vardı. Akşam, ka ıdı gösterere sordu:
- Bu kimin numarası?
- Aa, bilmiyor musun, ünlü yarış atı bu. Bu hafta ona oynadım.
On gün sonra koca eve dönünce, karısı:
- O ünlü yarı atı Leyla var ya, dedi. İşte o aradı seni...
:) AYDİNLİKTA
Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari :
- Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
- Mühürüm düstü de...
- Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim...
- Içeride düsürdüm, avluda...
- Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
- Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum...
:) TEMEL VE KRALİÇE ELİZABETH
Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyul-
maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye.
Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis.
Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine
sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca
söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!"