|
Kütahya`nin
Tarihi...
Kuruluş
Tarihi kesin olarak tesbit edilememekle beraber, Tarihi M.Ö.III. Bin yıllarına
uzanmaktadır. Ünlü masalcı Ezop Kütahya 'da doğmuştur.
Eski kaynaklara göre Kütahya 'nın antik çağlardaki adı
Kotiaeon, Cotiaeum ve Koti şeklinde geçmektedir. İl topraklarına
yerleşen en eski halk Friglerdir. M.Ö 1200 'lerde Anadolu 'ya
gelen Frigler, Hitit İmparatorluğunun topraklarına
girdiler ve bir devlet olarak örgütlendiler. M.Ö 676 'da Kimmeler,
Frigya Kralı III. Midas 'ı bozguna uğratarak Kütahya ve
çevresine egemen oldular.
Alyattes
'in Lidya Kralı olduğu dönemde Kimmer egemenliği yerini
Lidya yönetimi aldı. M.Ö 546 'da Persler Lidya Ordusunun
yenilgiye uğratarak Anadolu 'yu istila etti. M.Ö 334 'de Biga Çayı
yakınlarında Persleri yenilgiye uğratan İskender yörede
üstünlük kurdu. İskender 'in M.Ö 323 'te ölümü ile Kütahya
ve yöresi komutanlarından Antigonos 'a geçti. M.Ö
133 'de Roma yönetimine girdi. Piskoposluk merkezi haline getirildi.
1071
'de Malazgirt Savaşı 'nda Alpaslan 'a yenilen Bizans İmparatoru
Romanus Diogenes 'de tutsaklık dönüşü Kütahya 'ya
getirildi ve gözleri kör edildi. 1078 'de Anadolu Selçuklu Devletini
kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah Kütahya 'yı
da ele geçirdi. 1097 'de Haçlıların saldırısına
uğradı. II. Kılıçarslan kaybedilen topraklarla
birlikte Kütahya 'yı geri aldı. 1277 'de Gıyaseddin Keyhüsrev
Kütahya yöresini Germiyanoğlu Süleyman Şah kızı
Devlet Hatun 'u Osmanlı Sultanı I. Murat 'ın oğlu Yıldırım
Beyazıt 'a verdi. (1381) Germiyanoğulları Beyliğinin
toprakları Devlet Hatun 'un çeyizi olarak Osmanlılara verildi.
(Kütahya ve çevresi dahil) 1402 Ankara Savaşında, Beyazıt
'ı ağır bir yenilgiye uğratan Timur, Kütahya 'yı
alarak II. Yakup Bey 'e geri verdi. Kütahya daha sonra Osmanlılara
geçti ve Sancak Merkezi oldu.
Sultan
II. Beyazıt 'ın zamanında Şah İsmail yanlısı
Şahkulu Kütahya 'da ayaklandı. Bu isyan 1511 yılında
bastırıldı. XIX. yy 'da Osmanlı Devletine başkaldıran
Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa 'nın oğlu Kütahya
'yı işgal etti. Sultan Mahmut ile imzalanan Kütahya Antlaşması
ile Mısır askerleri Kütahya 'yı terk etti.
Avrupa
'da 1848 ihtilalleri sırasında, Macarlar 'da ayaklamışlardı.
Macar Ulusal Hareketi Avusturya ve Rusya tarafından bastırılınca
hareketin önde gelenlerinden bazıları 1849 'da Osmanlı Hükümetine
sığındı. Başta Lajos Kossuth olmak üzere Kütahya
'ya yerleştirilen Macarlar, 1851 'e kadar burada kaldılar.
Dünya
'daki İlk Toplu İş Sözleşmesi
Kütahya
'daki bir tarihi olay da 13 Temmuz 1766 'da imzalanan Dünyanın ilk
toplu iş sözleşmesidir. Vali Ali Paşa' nın
huzurunda imzalanmış, burada işçi ve işveren arasında
bir antlaşma yapılmış, çırak, kalfa ve ustanın
ayrı ayrı ücretleri belirlenmiştir.
Kütahya
1867 'de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir sancak merkezi
iken, II. Meşrutiyetten sonra bağımsız bir sancak
oldu. Milli Mücadele yıllarında, Ocak 1921 'de Çerkez Ethem
düzenli ordu çatışmasına sahne olan Kütahya, 17 Temmuz
1921 'de Yunanlıların işgaline uğradı. Büyük
Taarruz 'a kadar işgal altında kalan Kütahya, 30 Ağustos
1922 'de kurtuldu. 8
Ekim 1923 'de Vilayet durumuna getirilmiştir.
|
1-
ULU CAMİİ :
Kent
merkezinde Börekçiler Mahallesinde Vacidiye Medresesi ile
II. Yakup Çelebi İmaret Külliyesi arasındadır.
Kütahya 'nın en güzel ve en büyük camisi olan yapı
Yıldırım Beyazıt (1381 - 1384 ) zamanında
yapılmaya başlanmış, Ankara Savaşı
ile yarıda kalan cami Fatih Sultan Mehmet zamanında
tamamlanmış, Kanuni Sultan Süleyman 'ın Rodos
Seferi sırasında Mimar Sinan tarafından tamir
edilmiştir.
Ortalama
45 x 25 m.lik bir alanı kaplayan cami, avlusuzdur.
Kuzeydoğu dış köşesinde bir minaresi olan
caminin bir kubbe, iki yan olmak üzere üç kapısı
ve 64 penceresi vardır. Kubbe kapısına yakın,
orta yerde dört mermer sütun üzerinde müezzin mahfeli ve
altında şadırvanı vardır. Kubbe kapısının
üstü ve yanları kadınlar mahfeli olarak kafeslerle
ayrılmıştır. Caminin iki kubbesi, altı
yarım kubbesi ve beş bölümlü son cemaat yeri vardır.
2-
ALİ PAŞA CAMİİ :
Gazikemal
Mahallesinde, Cumhuriyet Caddesindedir. Kagir ahşap çatılı,
kiremit örtülü yapı 1796 'da yapılmıştır.
Kuzey ve batıda iki girişi vardır. Kareye yakın
dikdörtgen planlı ana mekan ile buna batıdan bitişik
ahşap ekten oluşmaktadır. Çatıyı
mermer görünümünde boyanmış sekiz sütun taşır.
Düz tavan ortada dikdörtgen çerçeveler içinde kalem işleriyle
bezelidir. Aynı bezeme ağaç minberin korkuluklarında
da yinelenmiştir. Mihrap ile mihrap duvarı çinilerinin
çeşitliliği bunların toplama olduğu kanısını
uyandırmaktadır. Mihrap
nişinde ise kandil motifleri görülür. Nişin çıkmaları
üstündeki çinileri de toplamadır.
3-
YEŞİL CAMİİ :
Hükümet
Caddesindedir. II. Abdülhamit döneminde (1905 ) yapılmıştır.
Kare planlı, tek kubbeli camiinin önündeki giriş
de iki sütunlu ve kubbelidir. Caminin içi kubbeden tabana
dek kalem işi, kabartma, yağlıboya gibi çeşitli
teknikler kullanılarak bitkisel, geometrik motiflerle
bezenmiştir. Mahfil katından girilen köşkü
minare de ilginçtir.
4-
KARAGÖZ AHMET PAŞA CAMİİ :
1509
- 1512 Osmanlı, (onarım 1893 - 1970) tamamen kesme
taş kaplamalı, büyük tek kubbeli, revaklı son
cemaat yeri bulunan, minare gövdesi tuğladan bir yapıdır.
Tuğla minarenin kesme taş kaidesi batı tarafından
bir çıkma yapmaktadır. Yapıda minare ve
kemerler dışında tuğlanın taş
ile birlikte dekoratif amaçla da kullanılmış
olduğu açıkça görülmüştür.
5-
ÇİNİLİ CAMİİ (YAKUPOĞLU CAMİİ)
1973
yılı yapımı olan cami 2 katlı olup içi
ve dışı tamamen çinilerle kaplıdır.
Orta Asya Türk mimarisi örnek alınarak yapılan
cami tek kubbeli ve sekizgen, bir mimari özellik gösterir.
Caminin kubbesinin içi hat sanatıyla süslenmiştir.
Dünya da ve Türkiye 'de bir başka benzeri olmayan cami
ünlü ressam Ahmet YAKUPOĞLU tarafından yaptırılmıştır.
6-
KÜTAHYA ARKEOLOJİ MÜZESİ
Halen
Vecidiye Medresesinde hizmet veren Kütahya Arkeoloji Müzesi,
Kütahya ve çevresinde yapılan kazı çalışmaları
sonucu ele geçirilen, satınalınan veya hibe yoluyla
sahip olunan tarihi eserlere ev sahipliği yapmaktadır.
Müzede tarihi eserlerin yanı sıra etnografik eşyalar
da sergilenmektedir.
7-
KOSSUTH EVİ (MACAR EVİ)
1789
Fransız Devriminden sonra Avrupa 'da gelişen
milliyetçilik akımları sonucunda ayaklanan Macarlar,
Avusturya ve Rusya tarafından işgal edilince
ayaklanmanın liderlerinden bazıları Türklerden
sığınma istemişler ve bu çerçevede Lajos
KOSSUTH ve mahiyetindekiler Kütahya 'ya yerleştirilmişlerdir.
İki yıl Kütahya 'da kalan (1849 - 1851 yılları
arasında) LAJOS KOSSUTH ve mahiyetindekilerin anısına
ikamet ettikleri ev müze haline getirilmiştir.
|
|
|
|
1
- Kütahya Çini Sanatı :
İlimizin
simgesi ve onu bütün dünyaya tanıtan "Çinicilik"
Kütahya 'da önemli bir sanat olmanın yanında bir
geçim koludur da.
Kütahya
'da Friglerle başlayan seramik yapımı Bizans
Devri sonuna kadar sürekli gelişme göstermiştir. Kütahya
100 yılı aşkın bir süre Selçuklularla
Bizanslılar arasında tampon bölge olarak kalmıştır.
Bu devirde çinicilik Bizans ve Selçuklu Sanatının
özelliklerini birlikte kullanmıştır. Daha
sonra Beylikler Devrine giren Kütahya 'da Osmanlı etkisi
görülmeye başlamıştır.
1314
tarihli Vacidiye Medresesindeki Abdülvacit Efendinin Sandukasında
1428 tarihli Yakup Bey Türbesi 'nde ilk Osmanlı Devri
renkli sırlı çini tuğlalar kullanıldığı
görülmektedir. 15. yy. Osmanlı seramik ve çini sanatı
mavi beyaz grubu çinileri ile dikkati çeker. Bu orijinal
mavi beyazlar Hisarbey Camii (1487), Kükürt Köyü Camiin
(1697) de görülmüştür. 15. yy mavi beyaz çiniler Kütahya
'nın bazı yapıları yanında İstanbul
ve Kudüs mimari eserlerinde de kullanılmıştır.
16.yy da Kütahya Çini ve Seramik sanatı faaliyetlerinin
yavaşladığı görülmekle beraber İstanbul
ve diğer önemli merkezlerde yapılan mimari
eserlerde Kütahya çinilerinin kullanıldığı
görülür. 1528 - 1529 tarihli Gebze - Çoban Mustafa Paşa
Türbesinde, 1522 tarihli Manisa Valide Sultan Camiinde,
Topkapı Sarayının çeşitli ünitelerinde Kütahya
mavi beyaz çinileri kullanılmıştır.
Günümüzde
ihraç malları arasına giren desen ve renk zenginliği
kazanan Kütahya Çiniciliği olumlu bir yoldadır. 30
kadar irili ufaklı atölyede yapılan çalışmalar
sonucu yapılan çiniler Türkiye ve Dünyanın pek çok
eserini süslemektedir.
2-
Kütahya 'da Çinicilik Yöntemleri :
Çinicilikte
kullanılan hammaddeler, Kütahya ve komşu illerden
sağlanmaktadır. Bu hammaddeler, plastik ve plastik
olmayanlar diye ikiye ayrılır. Plastik hammaddeler
grubuna "Kırklar Toprağı", "Gri
Bilecik Kili", "Maya" ve "Çamaşır
Kili", Plastik olmayan hammaddeler grubuna "Çakmak
Taşı", "Beyaz Bilecik Kili" ve "Tebeşir"
girmektedir.
Bu
hammaddelerin belli oranlarda karıştırılmalarıyla
"Çark", "Döküm" ve "Pres"
diye adlandırılan üç tür harman hazırlanır.
Çark harmanında; düz duvar tabağı, vazo, saksı
ve şekerlik, döküm harmanında; biblo, bardak,
tabak ve küllük, pres harmanında; düz yada desenli
duvar plakaları yapılır. Ocaklardan gelen
hammaddeler önce öğütülür, çakmak taşı
ile bir değirmende kuru olarak karıştırılır.
Plastik hammaddeler harman yapılarak, havuzlarda 1-2 gün
bekletildikten sonra elek ya da bezden geçirilerek 20-25 gün
dinlendirilir. Plastik olmayan hammaddeler de kaynatılarak
süzülür ve harmana eklenir. Dinlendirilmiş harman,
kapalı suyu alındıktan sonra alçı kalıplara
dökülür yada eski fırın plakaları üzerine
yayılır. Böylece, harmanın bileşimindeki
su oranı ile plastik maddelerin bileşimindeki su
oranı eşitlenir. Döküm harmanı, çoğunlukla
imalathanelerdeki çark harmanında hazırlanır.
Kimi imalathanelerde, çark harmanına belli oranlarda çakmak
taşı eklenir. Pres harmanı ise, kuru olarak hazırlanır.
Harmana
"Çark", "Torna", "Döküm" ya
da "Pres" ile biçim verilir. Çarkların çoğu
ayak ile işletilir. Pres kalıplarının çoğu
ahşaptır. Alçı kalıplarında kullanılan
alçının niteliği çok düşük ve
teknoloji ilkeldir.
Kurutma,
kışın kapalı yerlerdeki raflarda, yazın
ise açık havada yapılır. Plakalar püskürtme,
diğer ürünler daldırma yoluyla sırlanır.
Değişik
büyüklükte tuğlaların dizilmesi ile silindir biçiminde
yapılan fırınlar, ateş hane ve pişirme
bölümlerinden oluşur. Pişirme bölümünde raflar
kurutulmuştur. Ateş hane bölümünün her iki yanında,
sırçanın pişirildiği, pişirme bölümünün
"Göz" penceresinden kontrol edilir. Pişirme sıcaklığı
11-14 saatte 800 - 950 dereceye ulaşır. İlki
daha düşük ısıda olmak üzere "Çift Pişirme"
uygulanır. Çini yapımında kullanılan
boyalar yerli ve yabancı kaynaklardan sağlanır.
Yerli boyalar, genellikle oksitlerden yapılan açık
yeşil, turkuaz, kırmızı ve siyah, yabancı
boyalar ise sarı, koyu yeşil ve laciverttir. Boyama,
sulama ve pişirme ilkel yöntemlerle yapıldığından
zayıf türdeş olmayan ve birbirine karışan
değişik renkler oluşturulur.
|
|
Kütahya`nin
Degerli varliklari
|
|
lLimizde
gümüş işlemeciliği (Telkari) ve çiniciliğin
yanı sıra kilimcilik ve halıcılık da
önemli bir el sanatı ve geçim kaynağı olarak
gelişmiştir. Özellikle Simav yöresinde halıcılık
"Ev Dokumacılığı" olarak gelişmiştir.
Çavdarhisar ve Emet İlçelerinde "Yağcıbedir
Halıları", Pazarlar ilçesinde yün ve kıldan
dokunan "Kilimler", Şaphane İlçesinin yörük
köylerinde kilimcilik, Aslanapa - Bayramşah Köyünde de
"Yörük Halısı" olarak adlandırılan
dokumacılık çok yaygındır.
İlimizde
bulunan baraj ve göllerden amatör balık avcılığının
yanı sıra mesire yeri olarakta faydalanılmaktadır.
Bunların başlıcalarıda şunlardır
: Porsuk Regilatörü, Enne Barajı, Çavdarhisar Barajı,
Kayı Göleti, Yenice Köy Göleti, Tetik Göleti ve
Pazarlar Göletidir.
Yöresel
değerler kapsamında "TARİHİ KÜTAHYA
EVLERİ" inden de bahsetmek gerekir. Günümüzce az
sayıda kalan, tarihi Kütahya Evleri Belediye tarafından
koruma altına alınmıştır. Bunlardan
"Şükrü Şeker Evi" Belediye Müzesi
olarak halen restore edilmektedir.
İl
Merkezine hizmet veren mesire yerlerinin başında
"ÇAMLICA" ve "ANA SULTAN" gelmektedir. Kütahya
Kalesi 'ndeki "DÖNER GAZİNO" da ildeki önemli
yapılardan birisidir. Başka benzeri bulunmayan bina
şu anda lokanta olarak hizmet vermekte olup hemen altında
Hisar Kır Kahvesi 1993 yılında hizmete açılmıştır.
|
|
|
|
Kütahya
ili her geçen gün gelişen bir sanayi şehri
olmaktadır. Bunlar, ilin ekonomik yapısına
uyumlu olarak madencilik, taşımacılık,
yem-un sanayi, kiremit-tuğla sanayi, gıda maddeleri
imalatı ağaç sanayii, ambalaj, tekstil, pazarlama,
turizm, çini ver porselen sanayi şeklindedir. İlimiz
nüfusu 1990 yılı sayımına göre merkezde
131.000 il genelinde 578.000 'e ulaşmıştır.
Nüfus yoğunluğu %49 'dur. İl, alan olarak ta Türkiye
'nin %1.53 'ünü teşkil etmektedir. Kütahya 'nın
biri merkez olmak üzere 13 ilçesi vardır. Bunlar; Altıntaş,
Aslanapa, Çavdarhisar, Domaniç, Dumlupınar, Emet, Gediz,
Hisarcık, Pazarlar, Simav, Şaphane, Tavşanlı
'dır. İl dahilinde toplam 70 sanayi firması
bulunmakta ve her geçen gün bu sayı artmaktadır.
İlimizde açılan Dumlupınar Üniversitesi Eğitim
seviyesinin ve sosyal yapının gelişmesi yolunda
büyük katkılar sağlamaktadır.
Kütahya
'da son yıllarda pek çok alanda büyük gelişmeler
gösterilmiş olup, bu paralelde çeşitli sosyal
faaliyetler yapılmıştır.
|
KÜTAHYA
nin önemli Günleri...
|
Adı
|
Yapildigi Yerin Adı
|
Ilk Basladigi Tarih
|
Kutlama Tarihi
|
Kac Gun Devam Ettigi
|
|
Kurtuluş Gunleri:
|
|
|
|
|
|
Kutahya'nin Kurtuluşu
|
Kutahya
|
1923
|
30 Agustos
|
1 gün
|
|
Emet'in Kurtuluşu
|
Emet
|
1922
|
3 Eylul
|
1 gün
|
|
Simav'in Kurtuluşu
|
Simav
|
-
|
4 Eylul
|
1 gün
|
|
Gediz'in Kurtuluşu
|
Gediz
|
1926
|
1 Eylul
|
1 gün
|
|
Tavsanli'nin Kurtuluşu
|
Tavsanli
|
1928
|
3 Eylul
|
1 gün
|
|
Saphane'nin Ilce olusunun
yildonumu
|
Saphane
|
1988
|
26 Nisan
|
1 gün
|
|
Zafer Bayrami
|
Kutahya-Dumlupinar
|
1923
|
30 Agustos
|
1 gün
|
|
Fuarlar:
|
|
|
|
|
|
Dumlupinar Fuari
|
Kutahya-Merkez
|
1974
|
7-27 Temmuz
|
21 gün
|
|
Festivaller:
|
|
|
|
|
|
Cini Festivali
|
Kutahya-Merkez
|
1986
|
7-9 Temmuz
|
3 gün
|
|
Senlikler:
|
|
|
|
|
|
Geleneksel Sunnet Şenliği
|
Kutahya-Merkez
|
1980
|
23 Temmuz
|
1 gün
|
|
Cavdar Turizm Şenliği
|
Cavdarhisar
|
1984
|
17 Temmuz
|
2 gün
|
|
Cilek Uretimi Tesvik
Musabakasi
|
Domanic (Safa Koyu)
|
1977
|
Haziran ayinin ilk yarisi
|
1 gün
|
|
Geleneksel Sunnet Şenliği
|
Simav
|
1965
|
6-10 Mayis
|
4 gün
|
|
Hayme Ana'yi Anma ve
Domanic
|
Domanic (Ebecamligi)
|
1985
|
Eylul ayinin ilk haftasi
|
2 gün
|
|
Yagli Pehlivan Güreşleri
|
Domanic
|
1972
|
Mayis'in son pazar gunu
|
1 gün
|
|
Sunnet Şenliği
|
Tavsanli
|
1985
|
4 Eylul
|
1 gün
|
|
Panayırlar:
|
|
|
|
|
|
Hisarcik Panayıri
|
Hisarcik
|
1986
|
10-20 Eylul
|
10 gün
|
|
Simav Panayıri
|
Simav
|
1932
|
25 Agustos-5 Eylul
|
10 gün
|
|
Önemli Haftalar:
|
|
|
|
|
|
Kutuphane Haftasi
|
Kutahya
|
1992
|
26-31 Ekim
|
6 gün
|
|
Kütahya`dan
Manzaralar
|
|
1-
KALE :

Kütahya
Kale 'si antik devirden başlamak üzere yerleşimin
yer aldığı sanılan tepe üzerinde bir iç
kale, hisar ve Osmanlı Devrinde aşağıdaki
su kaynağını da içine almak üzere eklenen
üçüncü bir kısımdan meydana gelmektedir. Kale
Roma - Bizans - Selçuklu ve Osmanlı döneminde iskan görmüştür.
Kalede bugün hiç bir döneme ait kitabe bulunmaktadır.
Kütahya Kale 'si Evliya Çelebi 'ye göre yetmiş burca
sahiptir. Bugün Kütahya Kale 'si garip bir şekilde
genel hatlarıyla Diyarbakır Kale 'sine benzemektedir.
Burçlar çok sık aralıklarla yerleştirilmiştir.
Hatta iç kale tarafında adete birbirine yapışmış
biçimde burçlar tesbit etmek mümkündür. Tuğla hatıllarının
tuğla dizileri ve duvardaki sayıları bir örnek
değildir.
2-
KALEDEKİ DİĞER YAPILAR :
Kale
Camiinden Hisar Kahvesine gidilen dolambaçlı yol üzerinde
iki çeşme kalıntısı vardır.
Bunlardan birisi son yıllarda suyu kesik olan güzel bir
çeşmedir.
3-
AIZANOI :
Antik
kent, Kütahya 'nın 57 km. güney batısında Çavdarhisar
İlçesi 'nde yer
almaktadır. Bedir Çayının iki yakasında
kurulmuş olan Roma Kenti, Hiristiyanlık Döneminde
çok gelişmiştir. (M.S.98 - 117) Bedir Deresinin iki
yakasına rıhtım duvarları yapılmış
ve bunlar arasında ikisi günümüze dek ulaşan beş
köprü ile bağlantı sağlanmıştır.
Suyun sol yakasında; Aroga, Küçük bir Tapınak,
Zeus Tapınağı, Hamam, Stadium ve Tiyatro yer
almaktadır. Sağda; Borsa Binası, Mozaikli Hamam,
Sütunlu Cadde ve Anıtsal Kapı kalıntıları
vardır. Nekropoller (Mezarlık) ise kentin çevresine
yayılmıştır. 1978 'deki kazıda
caldarium (sıcaklık), frigidarium (soğukluk),
palaestra (spor sahası) F ve H apsisli salonlar, hatation
(havuz) bölümlerinin ortaya çıkmasıyla hamamın
planı tamamlanmıştır. F ve H salonları
ile caldarium 'da derin nişler vardır. H salonunun yıkılmış
olan apsisinin temeli belirgindir. Tiyatro ile stadium,
birbirlerine bitişik yapılarıyla alışılmışın
dışında bir plan gösterir. Çevresinden yüksekte
olan tapınak, temenos (kutsal alan) içindedir. Temenos
sütunlu galerilerle çevrilidir. Propylon 'dan (giriş
yapısı) sonra aynı eksende altar (sunak) yer alır.
Temenos 'un ortasındaki tapınak Roma Yapısı
olmasına karşın helenistik plan gösterir.
Podyumlu olup, pseudodipteros planlıdır. Prostyle (önü
sütunlu) planlı pronaos (ön ada), cella (kutsal ada)
opisthodomos 'dan oluşur. Cella duvarlarındaki yazıt
kuşağında yapının Hadrian 'us dönemine
(M.S. 117-138) ilişkin olduğu yazılıdır.
Dönemin sikkelerinden, cellada Zeus 'u ayakta, bir elinde
kartal, bir elinde mızrak tutar biçimde betimleyen
heykelinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Batı
ve doğu akroterlerdeki kabartmalar burada Zeus ve Kybele
kültürünün olduğunu göstermekte, ayrıca tapınağın
altındaki tonozlu salonun da Ana Tanrıça kültürü
ile ilgili olduğu öne sürülmektedir. Zeus Tapınağı
Hiristiyanlık döneminde kilise olarak dinsel işlevini
sürdürmüştür. Aizanoi 'de halen Alman Arkeoloji
Enstitüsü adına Dr. Klaus Rheidt tarafından kazı
çalışmaları sürdürülmektedir. Şu
andaki çalışmalar Borsa binası yanındaki
"Sütunlu Cadde" de devam etmektedir.
4-
FRİG VADİSİ :
Kütahya
'ya 55 km. uzaklıkta bulunan; Ovacık Köyünün,
İnlice Mahallesinin, doğu tarafından başlayan
çamlar arasındaki kayalık alan "Frig Vadisi"
olarak adlandırılmıştır. Vadinin M.Ö.
900-600 yıllarında Frigler, daha sonra Romalılar
ve Bizanslılar tarafından kullanıldığı
bilinmektedir.
Frig
Vadisi 'nde kayalara elle oyulmuş; kaya mezarlar,
kiliseler ve sığınma-barınma amaçlı
yüzlerce mağara bulunmaktadır. Böge incelenirken
üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde;
kayaların içine oyulmuş iki kilise bulunmuştur.
"Tekli Kilise" ve "Çiftli Kilise"
isimleri verilen yapıların duvarlarında
freskler vardır. Ayrıca kök boyayla yazılmış
yazılar, meander motifleri ve haç işaretleri de görülmektedir.
İkince bölümde incelediğimiz, "Delik Taş
Kalesi" de Frigler ve Bizanslılar tarafından
kullanılmıştır. Sığınma ve
savunma amacıyla kayalar oyularak yapılmıştır.
Burada da büyük bir kilise ile gizli geçit ve dehlizlerle
birbirine bağlanan birçok oda bulunmaktadır. Üst kısmının
ise kale surları şeklinde oyulduğu görülmektedir.
"Penteser Kalesi" denilen üçüncü bölüm de
savunma amaçlı bir kale olup, kayalar oyularak yapılmıştır.
Burada da çeşitli kaya mezarları ve mağaralar
vardı.

Bölge
Ürgüp 'ü andıran doğal kaya yapısının
yanı sıra maç ormanlarıyla da ilgi çekici,
bakir bir merkezdir.
Ayrıca
Ahmetoluğu Çiftliği, Sabuncupınar, Fındık,
İncik, İnli ve Söğüt köylerinde de eski dönemlerden
kalma mağara ve kilise kalıntıları
bulunmaktadır.
|
|
Kütahya`nin
Termal Turizmi.....
|
|
Kütahya
termal turizm kaynakları açısından en zengin
illerimizden birisidir. Bu kaynakların büyük bölümünde
yeterli tesis olmasına rağmen geliştirilmeli ve
aktif dış turizmin hizmetine sokulmalıdır.
Bu çerçevede yapılan çalışmalar arasında
yer alan Termal Turizm Merkezleri oluşturulması
kararlarından Kütahya 'da nasibini almıştır.
Ve Kütahya 'daki altı merkez "Termal Turizm Merkezi"
ilan edilmiştir.
1-
ILICA HARLEK KAPLICALARI :
Kütahya
- Eskişehir karayolunun 21 km. sinden 4 km içerde yer
almaktadır. Kaplıca bir yerleşim merkezi olup
her türlü alt yapısı ve çevre tanzimi tamamlanmıştır.
Kaplıca merkezinde tüm yıl açık alış-veriş
merkezleri vardır. Kaplıca 'da halka açık yüzme
havuzu, iki hamam ve açık iyi yüzme havuzu vardır.
Harlek Kaplıcalarında Turistik Belgeli tek yatırım
Kütahya Belediyesine ait Otel Harlek Tesisleridir. Tesiste 16
apart, 8 suit ve 46 otel odası vardır. 180 yatak
kapasiteli tesisin tüm odaları balkonlu ve içinde
naturel kaplıca suyu bulunan banyoları mevcuttur.
Kaplıca merkezinde aile pansiyonculuğu geliştirilmiştir.
Pek çok kaynağın bulunduğu merkezde halen üç
kaynaktan yararlanılmaktadır. 40-43 derece sıcaklıkta
bulunan Harlek ve Kadılar kaynakları ılıştırılmadan
banyo yapılabilen ender naturel kaplıca sularındandır.
Kaplıca
Suları : Böbrek taşlarının dökülmesi,
safra kesesi rahatsızlıkları, siyatik, lumbago,
romatizma, çocuk felci, göz hastalıkları, kadın
hastalıkları, sinirsel gerginlik, cinsel gücün
artması ve stres gibi bir çok rahatsızlığa
iyi gelmektedir. Ilıca Harlek Kaplıcaları
23.03.1989 gün 13900 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla
"Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
2-
YONCALI KAPLICALARI VE SULARI :
Kütahya
'ya 16 km mesafededir. 500 dönümlük bir arazi üzerine yayılmıştır.
Selçuk Hükümdarı I. Alaeddin Keykubat tarafından
ilk kez yaptırıldığı tahmin edilen
tarihi hamam ve caminin bulunduğu kaplıca bir yerleşim
merkezidir. Kaplıca merkezinde, açık yüzme havuzu,
çamur havuzları, tarihi küçük ve büyük hamam ve çelik
hamamı bulunmaktadır. Yoncalı 'da İl Özel
İdare Müdürlüğüne ait 100 yatak kapasiteli
moteller ve 40 yatak kapasiteli otel vardır. 5.10.1991
tarihinde hizmete giren S.S.K Yoncalı Hidroterapi ve
Fizik Tedavi Hastanesi 130 yatak kapasitesi ile hizmet
vermektedir. Kaplıca suları bileşimlerine göre
dört ayrı grupta toplanır. Kadınlar, Erkekler,
Namazgah ve çamur kaynakları bu dört gruptur. Sıcaklıkları
32-36 derece arasındaki sular ağrılı
hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Yoncalı Kaplıcaları 17.09.1993 gün 4833 sayılı
bakanlar kurulu kararıyla "Termal Turizm Merkezi"
ilan edilmiştir.
3-
TAVŞANLI GÖBEL KAPLICALARI
Göbel
Kaplıcaları Tavşanlı 'nın 7. Km batısında
yer almaktadır. Kaplıca suları 32 derece sıcaklıkta
olup, romatizma, siyatik, cilt hastalıkları, yaraların
tedavisi, mide ve bağırsak ülserleri, adale ve
kemik rahatsızlıklarının tedavisinde
faydalı olmaktadır. Kaplıca merkezinde 18 daire,
konaklama amaçlı hizmet vermektedir. Göbel 'de iki
hamam ve dört havuz mevcuttur.
4-
GEDİZ ILICASU KAPLICALARI :
Gediz
'in 15 km. güney batısındaki, Hamamsu deresinin iki
yanında ve dere içinde yaklaşık 10 yerden
kaynamaktadır. Merkezde çıktığı yeri
sarıya boyayan Sarıkız kaynağı,
Karakazan kaynağı, Buğuluk kaynağı ve
en sıcak kaynak olan Kahveönü traverten kaynaklarından
yararlanılmaktadır. Kaplıca suyu, içme
uygulamalarında karaciğer ve safra yolu rahatsızlıklarına
iyi gelir. Gediz Ilıcasu Kaplıcaları 18.3.1987
gün ve 11608 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla
"Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
5-
GEDİZ MURAT DAĞI KAPLICALARI :
Gediz'e
30 km mesafedeki kaplıca merkezi Muratdağının
batı yamaçlarında yer alır. Muratdağının
eşsiz güzellikleri arasında merkez, yıllardır
bilinen be kullanılan bir yerdir. Kaplıca tesisleri
ve konaklama birimleri belediyeye aittir. Kaplıcada
debisi fazla olan başlıca üç kaynak vadır.
Hacethane ve Kocaman suları aynı adlı hamamı
ve Kızılay Kampını beslemektedir. Kaymakam
suyu ise daha aşağıda olup üstü açık
bir havuza akmaktadır. Kaplıca suları içme
uygulamalarıyla böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına
iyi gelmektedir. Gediz Muratdağı kaplıcaları
18.03.1987 gün ve 11608 sayılı bakanlar kurulu
kararıyla "Termal Turizm Merkezi "ilan edilmiştir.
6-
EMET YEŞİL VE KAYNARCA KAPLICALARI :
Kütahya
'ya 100 km mesafedeki Emet 'te yer almaktadır. İlçe
merkezindeki kaplıcalar antik çağlardan beri kullanıla
gelmişlerdir. Halen Yeşil Kaplıcalarda 144
yatak kapasiteli, Kaynarca Kaplıcalarında 36 yatak
kapasiteli moteller ile Yeşil Kaplıcalarda 29 yatak
kapasiteli bir otel ve iki hamam vardır. Kaplıcadaki
tüm tesisler Belediye 'ye aittir. Kaplıca merkezinde 196
yatak kapasiteli Kongre Oteli, bir açık ve bir kapalı
olmak üzere iki olimpik yüzme havuzu rekreasyon ve sportif
amaçlı hizmet birimlerinin inşaatı halen devam
etmektedir. 40-50 derece sıcaklıktaki kaplıca
suları ağrılı rahatsızlıkarın
ve romatizmal hastalıkların tedavisinde faydalı
olmaktadır. Emet Yeşil ve Kaynarca Kaplıcaları
17.9.1993 gün ve 4833 sayılı bakanlar kurulu kararıyla
"Termal Turizm Merkezi" ilan edilmiştir.
7-
SİMAV EYNAL KAPLICALARI :
Simav
'a 4 km. mesafedeki kaplıcalar geniş bir alana yayılmıştır.
Halk arasında şeytan kazanları olarak adlandırılan
kaplıcalar çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır.
Eynal Kaplıcalarında belediyeye ait toplam 400 yatak
kapasiteli konaklama tesisleri ve bunların yan hizmet
birimleri de vardır. 140 derece sıcaklığa
sahip kaplıca suları jinekolojik, nevralji, nevrit,
romatizma, böbrek taşlarının dökülmesi ve ağrılı
hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Simav Eynal Kaplıcaları 23.3.1989 gün ve 13900 sayılı
bakanlar kurulu kararıyla "Termal Turizm Merkezi"
ilan edilmiştir.
8-
HİSARCIK - HAMAMKÖY KAPLICALARI
Hisarcık
'a 10 km. mesafededir. 51 derece sıcaklıktaki Hamamköy
suları içme uygulamalarıyla mide, bağırsak
sistemi, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına
iyi gelmektedir. Merkez 'de İl Özel İdare Müdürlüğü
'nce yaptırılmış dört aileye hitabeden
bir konaklama tesisi vardır. Tesis Hamamköy Muhtarlığı
'nca işletilmektedir.
|
|
GERMIYANOGULLARI
BEYLIGI
|
| SIYASI
TARIH
a-
Mensei:
Germiyanogullari,
Anadolu Selçuklulari'nin son döneminde Kütahya ve çevresinde
hüküm sürmüs bir Türk beyligidir. Germiyan bir türk
asiretinin adi olup, ilk defa XIII. yüzyilin baslarinda Selçuklu
Devleti'nin hizmetinde Malatya'da faaliyet göstermislerdir.
Germiyan asireti, Harizm hükümdari Celaleddin Harzemsah Mengüberti
ile Anadolu taraflarina gelmis ve Selçuklular'in hizmetine
girmislerdir. Malatya'da bulunduklari siralarda asiretin reisi
Ali Siroglu Muzafferüddin idi. Selçuklu sultani II. Giyaseddin
Keyhüsrev zamaninda (1236-1246) vuku bulan Baba Ishak
tarafindan yönlendirilen Babailer isyaninin (1239)
bastirilmasinda görevlendirilmisse de basaramayarak ilk defa
maglup olmustur. Onun oglu Kerimüddin Ali Sir, Selçuklu
sehzadeleri arasindaki taht mücadelesinde II. Izzeddin Keykavus
taraftari oldugu için, IV. Kiliç Arslan zamaninda Vezir
Pervane Muineddin Süleyman tarafindan diger muhaliflerle
birlikte öldürülmüstür (1264).
b-
Kütahya ve Civarina Yerlsmeleri:
Germiyanogulari'nin
kesin olarak hangi tarihte Kütahya ve civarina yerlestikleri
bilinmemektedir. Ancak Baba Ishak isyaninin bastirilmasindan
sonra (1241), II. Giyaseddin Keyhüsrev tarafindan bölgeye
yerlestirildikleri ileri sürülmektedir. Ayrica, Selçuklu
Sehzadesi oldugu iddiasiyla Karamanoglu Mehmed Bey'in ortaya çikardigi
Cimri (Giyaseddin Siyavus)'nin yakalanmasi hadisesinde (1277)
rol aldiklarina göre bu tarihte Kütahya, Afyon ve Denizli
taraflarinda yerlesmis olmalidirlar.
Baba
Ishak isyani sirasinda Malatya'da olan Germiyanlilarin Cimri
hadisesi esnasinda Bati Anadolu'da bulunmalari, muhtemelen Mogol
istilasi sebebi ile bu bölgeye göç ettiklerine delâlet
etmektedir.
c-
Germiyanogullari Beyligi'nin Kurulusu:
Cimri
olayi sirasinda (1277) Bati Anadolu'da bulunan ve Anadolu Selçuklulari'nin
hizmetinde hareket eden Germiyanlilara bu hizmetleri
karsiliginda Kütahya ve civari ikta, yani timar olarak verilmis
olmalidir. Bu hadise sirasinda Sahipata ogullari emrinde oldugu
görülen Germiyanlilar, bu tarihten itibaren güçlü bir
beylik haline gelmeye basladilar. Nitekim Bati Anadolu'daki
Aydin, Mentese, Saruhan, Denizli beyleri ilk zamanlarinda
Germiyanogullari'na tâbi idiler.
Mogollar'in
Anadolu'yu isgali ve Selçuklu Devleti üzerinde hakimiyet
kurmalarindan sonra XIII. yüzyilin sonlari ile XIV. yüzyilin
baslarinda uçlardaki beyler bagimsizliklarini almaya basladilar.
Germiyanlilar da Selçuklu-Mogol idaresine karsi çikarak
1283'ten itibaren bir beylik olarak teskilatlanarak II. Mesud'a
karsi mücadeleye giristiler. 1286-1291 yillari arasinda meydana
elen bu olaylarda bazan Germiyanlilar, bazan da Selçuklu
sultani II. Mesud galip geldiler. Bu tarihlerde Germiyan
kuvvetlerinin basinda Hüsameddin I. Alisir bulunuyordu. XIII.
asrin sonlarinda ise beyligin basinda Hüsameddin Bey'in kardesi
Yakup Bey bulunuyordu ve bu sirada Germiyanlilar, Selçuklular'a
tabi olarak iyi iliskiler içinde idiler.
I.
Yakub Bey:
Germiyanogullari
Beyligi'nin kurucusu Yakub bin Alisir olup, onun zamaninda en
parlak devrini yasamistir. Yakub Bey, Anadolu Seyçuklu Devleti
hizmetinde emir-i kebir sifatini tasiyacak derecede önemli
vazifelerde bulunmustur. Yakub Bey bu dönemde nüfus sahasini
Kirsehir'e kadar uzatti. III. Alaaddin Keykubad'in saltanattan
çekilmesinden sonra Selçuklu tahtina ikinci defa geçen II.
Giyaseddin Mesud'a tabi olmayan Yakub Bey, Ilhanli Devleti'nin
hakimiytini taniyarak senelik vergi vermeye basladi. Bu dönemde
Karamanoglu Beyligi'nden sonra Anadolu'da en önemli beylik
Germiyan Beyligi idi. Yakub Bey yaklasik 1305'de kumandani
Aydinoglu Mehmed Bey'i, Bati Anadolu'daki sinirlarini
genisletmek maksadiyla görevlendirdi. Aydinoglu Mehmed Bey
Birgi merkez olmak üzere Izmir ve civarinin fethine tesebbüs
etmis ve daha sonralari bölgede kendi beyligini kurmustur.
Yakub Bey zamaninda Bizanslilar'la karsilikli savaslar
yapilmistir. Nitekim Yakub Bey 1305'de Menderes nehri
kenarindaki Tripolis sehrini ve Angir (Kiliseköy)'i zaptetmis
ve otuzbin kisilik bir kuvvetle Philadelphia (Alasehir)'yi
kusatmistir. Ancak Bizans'in istegi üzerine yardima gelen
Katalanlarin saldirisi karsisinda geri çekilmek zorunda
kalmistir. Katalanlarin bölgeyi terketmesinden sonra Yakub Bey,
yeniden Philadelphia (Alasehir) üzerine giderek vergiye bagladi
(1314).
Ilhanli
hükümdari Olcaytu'nun Anadolu'daki beylikleri itaat altina
almak için gönderdigi (1314) Emir Çoban'in davetine gelerek
itaatlerini bildiren beyler arasinda Germiyanli Alisirogullari
ve Germiyanogullari'na tabi beyler de vardi. Daha sonra Emir Çoban
oglu Demirtas, Anadolu'ya geldiginde (1325) Esref ve
Hamidogullari Beyliklerini ortadan kaldirmis, digerlerini
zaptetmek için Egridir'de hazirlik yaparken maiyyetindeki
beylerden Eretna'yi da Karahisar-i sahip taraflarina göndermisti.
Yakub Bey'in damadi olan Karahisar Bey'i kayinpederinin yanina Kütahya'ya
siginmistir. Yakub Bey ile Eretna Bey arasinda bir savas çikmak
üzere iken Demirtas'tan gelen emir üzerine Eretna Bey Sivas'a
çekilmislerdir (1327). Yakub Bey'in 1340'larda vefat ettigi
tahmin edilmektedir. el-Ömerî, Yakub Bey devrinde Germiyan
Beyliginin talimli düzenli ordusu oldugunu kaydetmektedir.
Mehmet
Bey (1340-1361)
Yakub
Bey'den sonra Germiyanogullari Beyligi'nin basina oglu Mehmet
Bey geçmistir. Mehmed Bey, mücadeleci ve savasçi anlamina
gelen Çahsedan veya Çagsadan lakabiyla aniliyordu. O'nun
zamaninda,daha önce Katalanlar tarafindan isgal edilen Küldi (Kula)
kasabasi rumlardan, Angir (Simav) kasabasi Bizans
Imparatorlugu'ndan geri alinmistir. Mehmed Bey hakkinda
bilinenler çok azdir. Germiyanogullari Beyligi Yakub Bey'den
sonra eski üstünlügünü kaybetmis, hatta Mehmed Bey devrinde
Aydinogullari bagimsiz hale gelmislerdir. Mehmed Bey 1361'de
vefat etmistir.
Süleyman
Sah (1361-1387)
Sah
Çelebi olarak da anilan Süleyman Sah, babasi Mehmed Bey'in
vefati üzerine Germiyan hükümdari olmustur. O'nun hükümdarliginin
ilk yillari olaysiz geçmistir. Karamanogullari Alaaddin Bey ile
Hamidoglu Ilyas Bey arasindaki mücadelelerde Ilyas Bey'in
tarafini tutmustur. Karamanoglu'nun saldirisina ugrayan Ilyas
Bey kendisine sigininca ona yardim etmis ve topraklarini geri
almasini saglamistir. Bu durum Süleyman Sah ile Karamanoglu
Alaaddin Bey'in arasini açmistir.
Bu
dönmde Germiyan beyligi iki önemli Anadolu beyligi arasinda
sikismistir. Süleyman Sah, kuzeyde devamli topraklarini
genisleten Osmanlilar'dan ve güneydoguda Karamanlilar'dan
gelecek saldirilara karsi topraklarini koruyabilmek için bazi
imkanlar aramistir. Bu maksatla kizi Devlet Hatun'u I. Murad'in
oglu Yildirim Bayezid ile evlendirmis ve kizinin çeyizi olmak
üzere Kütahya, Tavsanli, Simav ve Egrigöz dolaylarini
Osmanlilar'a birakmistir. Böylece büyük fedakârliklarla
dostluk iliskisi kurmaya çalisan Süleyman Sah, kendisi Kula'ya
çekilmistir (1381). Yildirim Bayezid ise Kütahya valiligine
getirilmistir.
Ayni
dönemde Karamanoglu Alaaddin Bey de Osmanlilar'la akrabalik
kurmak istemis ve I. Murad'in kizi Melek Hatun ile evlenmistir.
Ancak bu evlilik Germiyanoglu Süleyman Sah'i tedirgin etmistir.
Süleyman
Sah 1387'de Kula'da vefat etmis ve orada yaptirdigi Gürhane
Medresesi'ne defnedilmis ve yerine oglu II. Yakub Bey Germiyan
beyi olmustur.
II.
Yakub Bey
Babasi
Süleyman Sah zamaninda Usak ve Suhud bölgesinde vali bulunan
Yakub Bey onun ölümü üzerine (1387) Germiyan beyi olmustur.
Osmanli
padisahi I. Murad'in Kosova Savasi'na diger bazi beylikler gibi
yardimci kuvvet gönderen II. Yakub Bey, I. Murad'in savas
meydaninda sehit düsmesi üzerine Osmanli nüfusundan kurtulmak
istedi. Karamanogullari basta olmak üzere bazi topraklari
Osmanlilar tarafindan alinan Hamid, Saruhan ve Mentese
beyliklerinin olusturdugu ittifaki destekledi. Ayrica bu
durumdan istifade ederek babasi tarafindan kizkardesinin çeyizi
olarak verilen yerlerden geri aldi ve Kütahya'yi ele geçirdi.
Bu
durum karsisinda Yildirim Bayezid, Rumeli'de sulh ve sükunu
sagladigi gibi Sirplarla da anlasma yapti. Daha sonra hemen
Anadolu'ya geçen Bayezid, kisa zamanda kendi aleyhine gerçeklestirilen
ittifaki dagitti. Saruhan, Aydin ve Mentese beyliklerini isgal
ettikten sonra Kütahya'ya yöneldi. II. Yakub Bey bu durumdan
endiseye düstügü için Yildirim Bayezid'i pekçok hediyelerle
karsiladi. Ancak Osmanli Padisahi, kayinbiraderine güvenmedigi
için yakalatmis, veziri Hisar Bey ile birlikte Rumeli'de Ipsala
kalesine hapsetti.
Böylece
bütün Germiyanogullari'na ait topraklar Osmanli ülkesine
katilmis oldu (1390).
Yakub
Bey 1399'a kadar Ipsala'da kaldi ve sonunda bir firsatini
bularak kaçti ve deniz yoluyla Sam'a gitti. O sirada Sam'a
gelmis olan Timur'a siginan Yakub Bey, maiyyetinde olanlarla
birlikte Ankara Savasi'na katildi (1402). Yildirim Bayezid'in
Timur'a maglub olmasiyla Osmanli Devleti'nin parçalanmasi üzerine
diger beylikler gibi Germiyan Beyligi de yeniden teskil edildi
ve idaresi II. Yakub Bey'e verildi. Böylece Yakub Bey oniki
yillik bir aradan sonra yeniden beyliginin basina geçmis oldu.
Timur, Ankara Savasi'ndan sonra Kütahya'ya gelmis ve bir ay
kadar burada ikamet etmistir.
Yildirim
Bayezid'in ölümünden sonra onun sehzadeleri arasinda ortaya
çikan karisikliklar sirasinda önce Karamanoglu ile bir
ittifaka giren Yakub Bey, daha sonra Çelebi Mehmed'in tarafina
geçti (1410). Ancak bu duruma tepki gösteren Karamanoglu
Mehmed Bey, Germiyan ili üzerine giderek Kütahya'yi zaptetti.
Bu suretle Yakub Bey, ikinci defa ülkesini terketmek zorunda
kaldi. Çelebi Mehmed'in Rumeli'de asayisi sagladiktan sonra
Anadolu'ya geçmesi üzerine Bursa'ya kadar ilerlemis olan
Karamanoglu derhal geri çekilmis, hatta Germiyan topraklarini
da terketmistir. Osmanli padisahi Çelebi Mehmed Karamanoglu üzerine
yürürken Yakub Bey de yardimci olmaya çalismis, zahire ve
levazim tedarik ederek harekati kolaylastirmistir. Böylece
Yakub Bey ikinci defa ülkesine sahip olmus ve Osmanli
hakimiyetini tanimistir (1413).
II.
Murad devrinde de Osmanlilar'la iyi geçinmeye çalisan Yakub
Bey bir oglunun olmamasi ve yasinin ilerlemesi sebebiyle ülkesini
Osmanli padisahina birakmayi düsündü. Bu maksatla yasi
sekseni mütecaviz iken Bursa üzerinden Edirne'ye seyahat etti.
II. Murad'la görüsmesi sirasinda hüsn-i kabul gördü ve
merasimle karsilandi. Germiyan
ilini II. Murad'a vasiyet ederek tekrar ülkesine döndü. Yakub
Bey, Kütahya'ya dönüsünden bir sene sonra öldü (Ocak 1429)
ve kendi imaretinin mescidindeki mihrabin arkasina defnedildi.
Yakub Bey, aradaki fasilalarla birlikte 42 yil hükümdarlik
yapti.
TESKILÂT
VE KÜLTÜR
a-
Sosyal ve Ekonomik Hayat
Germiyanogullari
Beyligi'nin en güçlü oldugu I. Yakub Bey devrinde sosyal ve
ekonomik hayatin da gelismis oldugu anlasilmaktadir. Sehabeddin
Ömeri, Germiyan beyinin 700 sehir ve kalesi oldugunu, ordunun
tam teçhizatli oldugu, kiymetli esya ve hayvanlara sahip
bulundugunu bildirmektedir. Ticarete önem veren ve nakliyesinde
Menderes nehrinden yararlanan Germiyanlilar bazi ihraç
mallarini bu vasita ile Ayasulug ve Balat yoluyla denizden ihraç
ederlerdi. Yine bu devirde Bizans, her yil Germiyan beyine
100.000 dinar ve pekçok kiymetli esyayi hediye olarak gönderiyordu.
Germiyanogullari
devrinde "Germiyan kumaslari" olarak meshur dokumalar
çok kiymetli idi. Anadolunun her tarafinda taninan ve Bursa
pazarlarinda da bulunan Germiyan kumaslari Osmanli sarayina
giden hediyelik esyalar arasinda da yer aliyordu. Yine
Denizli'de dokunan ve ak kalemli denilen kumastan hil'at
yapilirdi. Sariklik bezler de yine bu bölgede dokunuyordu ve I.
Murad'in kullandigi sarik burada islenen tülbentten idi.
Germiyanogullari'ndan
Osmanlilar'a intikal eden vakfiyelerden anlasildigina göre
tesis edilen imaret ve zaviyelerde yolcu ve fakirlere en iyi
sekilde hizmet ediliyordu.
O
dönemde halk yerlesik ve konar-göçer olmak üzere iki kisimdi.
Köy ve kasabalarda yasayanlar zirai ekonomiye sahip olduklari
halde, sehirdekiler ticaret yapiyorlardi. Konar-göçerler
ise hayvan besiciligi ile mesguldüler.
Germiyan
hükümdari Süleyman Sah ve II. Yakub Bey adina bastirilmis gümüs
sikkeler bulunmaktadir. Ayrica Yakub Bey, Timur'un himayesinde
iken onun adina, Osmanli himayesinde iken II. Murad
adina da para bastirmistir.
b-
Ordu
Diger
Anadolu Beylikleri'nde oldugu gibi Germiyanogullari'nda da askerî
kuvvet timarli sipahi idi. Ayrica beylerin iktalarina göre
silahli kuvvet beslemeleri gerekiyordu. Ordu kumandanina subasi
deniliyordu. Germiyanogullari'na tabi beyliklerle birlikte
200.000 atli ve yayadan ibaretti. Beyligin kendi ordusu ise
40.000 idi. Germiyanogullari beyligi ordusunda kargi kullanan ve
ok atan birlikler bulunmakta, savas haricinde ordu zaman zaman
askerî manevralar yapmaktaydi. Ayrica Germiyanlilar
sinirlarinin korunmasi maksadiyla ve savasa karsi tedbir olmak
üzere mevziler kazdirip buralara topladiklari kuvvetlerle harp
hazirliklari yapiyorlardi.
c-
Ilmî ve Kültürel Faaliyetleri
Germiyanogullari
devrinde Kütahya ilmî ve edebî faaliyetlerin merkezi idi.
Burada, bugün Demirkapi Medresesi olarak bilinen Vacidiye
Medresesi ve II. Yakub Bey Medresesi en önemli ilim müesseseleridir.
Bir kadi olan Ishak Fakih'in insa ettirdigi medrese de bu
devirde faaliyet göstermistir. Bu medreselerde nakli ilimlerin
yaninda heyet ve astronomi de okutuluyordu.
Umur
b. Sava'nin yaptirdigi Vacidiye Medresesi'ne adini veren Müderris
Abdülvacid, uzun yillar hocalik yapmis ve bazi eserler kaleme
almistir. Fikih dalinda Serhu'n-nikaye adli eseri telif eden
(1403) Abdülvacid, astronomi konusunda Çagmini'nin Mülahhas
adli kitabina serh yazmistir.
Germiyanogullari
zamaninda yetisen ilim ve fikir adamlarinin varligi bize bu
devirde beylik merkezinin ne derece canli bir kültür hayatina
sahip olduguna delalet etmektedir. Germiyan beylerinin ilim ve
fikir adamlarini korumalari ve onlara deger vermeleri bu ortamin
glismesini saglamistir. Germiyan ilinin Osmanlilar'a geçmesiyle
bu dönemde yetisen ilim ve fikir adamlari, edebiyatçi ve
sairler de Osmanli idaresinde hayatlarini sürdürmüsler ve
eserler vermeye devam etmislerdir.
Edebî
sahada ise Seyhoglu Mustafa, Ahmedî, Seyhî, Ahmed-i Dâî gibi
sairler yetisti.
Seyhoglu
Mustafa, Süleyman Sah'in emriyle Farsça Merzübannâme ve
Kabusnâme'yi Türkçe'ye tercüme etmistir. Yine Süleyman
Sah'in istegi üzerine kaleme aldigi Hursidnâme adli mesneviyi
onun ölümü üzerine Osmanli padisahi Yildirim Bayezid'e
takdim etmistir. Siyasetnâme tarzindaki eseri Kenzü'l-Kübera
ise Türkçe mensur bir eserdir.
Ahmedî'nin
Iskendernâme'si de yine bu dönemde kaleme alinmistir. Ahmed-i
Daî ise Yakub Bey'in emriyle rüya tabirine dair Tabirnâme
adiyla Farsça'dan bir eser tercüme etmistir.
d-
Imar Faaliyetleri
Germiyanogullari
devrinde cami, medrese, çesme gibi çesitli mimarî eserler
insa edilmistir. Ankara'da Kizilbey Camii (1299), Denizli'de Süleyman
Sah'in yaptirdigi Ulu Cami (1368), Kütahya'da Kale-i Bala Camii
(1377), Kursunlu Camii (1377), Balikli Camii, Analci Mescid,
Vacidiye Medresesi, Usak'ta Kavsit Çesmesi, Kütahya'da Ishak
Fakih'e ait çesme mimarî eserlerin en önemlileridir.
Kaynak:
Osmanli tarihi
basa dönmek icin
|
|